İzleyiciler

5 Ekim 2017 Perşembe

KOAGÜLAZ NEGATİF STAFİLOKOK ENFEKSİYONLARI: Epidemiyoloji, mikrobiyoloji, patogenez

Koagülaz (-) stafilokoklar, deri florasının en sık bulunan mikroorganizmalarındandır. Prostetik kapağı bulunan hastalar ve immun sistemi baskılı hastalar Koagülaz (-) stafilokoklarla enfekte olma açısından artmış risk altındadırlar.
İntravasküler cihaz kullanımı Koagülaz (-) stafilokokların yaptığı kan akımı enfeksiyonlara en çok katkı sağlayan durumlardır.
Kan kültürlerinde Koagülaz (-) stafilokokların pozitif olduğu hastaların yalnız %12-25’inde Koagülaz (-) stafilokoklara bağlı kan akımı enfeksiyonu olmaktadır.
Stafilokoklar aerobik ve fakültatif anaerobik gram (+) koklardır ve de katalazüretme yeteneğindedirler. Düzensiz kümeler yapmaya eğilimlidirler. Koagülaz (-) stafilokoklar hareketsizdirler ve spor yapmazlar.
Staphylococcus epidermidis, insan derisindeki stafilokokların yarısından fazlasını ve de klinik örneklemelerdeki Koagülaz (-) stafilokokların yaklaşık %75’ini oluşturmaktadır. Klinik olarak önemli sayılabilecek diğer türler arasında S.saprophyticus vardır ki genç kadınlarda İYE nedenidir. Bir diğeri S.lugdunens’tir. Bu da giderek artan şekilde endokardit, osteomiyelit ve sepsis gibi invazif enfeksiyonlarda tanınmaya başlanılmıştır.
Daha az sıklıkta izole edilenler ise S. hominis, S. haemolyticus, S. capitis, S. warneri, ve S. Simulans’tır. S. pettenkoferi ise daha yenilerde tanınan ve osteomiyelit ve kan akımı enfeksiyonlarıyla ilişkisi olan bir türdür.
Koagülaz (-) stafilokokların tanımlanmaları morfoljik (koloni büyüklüğü ve pigmentasyonu), biyokimyasal ve metabolik değerlendirmelerin ve antibiyotik duyarlılığının belirlenmesi işlemlerinin kombinasyonuyla olur.
Enfeksiyon mu kontaminasyon mu?
Bu ayrımda klinik faktörler olarak ateş, hipotansiyon ve lökositoz öne çıkar. Mikrobiyolojik faktörler olarak da 48 saat içerisinde kültürlerde üreme, aerobik ve anaerobik ortamda üreme, ve aynı organizma için uygun antibiyogramlarla beraber ≥2 kültür pozitifliği sayılabilir.
Çoğu durumda genetik olarak özdeş mikroorganizmanın tespiti bakteriyemiyi doğrularken, genetik olarak farklı mikroorganizmaların tespiti kontaminasyon lehine olur. Ama poliklonal enfeksiyonu durumunda bu mantık işlemeyebilir. Tekrarlayan kontaminasyon durumu da gözden kaçırılmamalıdır.
Patogenez
Koagülaz (-) stafilokok enfeksiyonlarının çoğunluğu prostetik cihaz varlığında ortaya çıkmaktadır.
Koagülaz (-) stafilokokların ciltte canlılığını sürdürmesini, biyofilm formasyonunu, dokuya ve prostetik yüzeylere yapışmasını ve bağışıklıktan kurtulmasını kolaylaştıran determinantları mevcuttur. Yüzey molekülü olan poly-gama-DL-glutamik asit, deri yüzeylerinde kolonizasyon ve immüniteden kaçış bağlamında önemli bir role sahip gibi görünmektedir.
Prostetik cihazlar
Yerleştirilmesi anında prostetik cihazların az sayıda Koagülaz (-) stafilokokla inoküle olduğu tahmin edilmektedir. Organizma hasta florasından, cerrahi ekibinden veya çevreden kaynaklanabilir. İntravasküler kateterler, kateter tünelinin dış parçasından deri florasının bakterileriyle kontamine olup aşağıya doğru ilerlemesiyle veya manüplasyonlara bağlı olarak enfekte olabilirler.
Biyofilm oluşumuyla düşük virulanslı bakteriler antibiyotiklerden ve immun sistemden korunabilirler.
Biyofilm
Tutunmanın nonhidropik ve Van de Waals etkileşimlere bağlı olduğu düşünülmektedir. Yabancı materyaller fibrinojen, fibronektin ve diğer konakçı proteinlerinden oluşan bir tabakayla kaplanırlar. Bu bunlar, stafilolokların çeşitli yüzey proteinleri için potansiyel reseptör vazifesi görürler. Staphylococcus epidermidis, konakçı proteinleriyle etkileşen yüzey adhezinlerine sahiptir ve bunlar Staphylococcus epidermidis’in daha spesifik bir adherens göstermesini sağlarlar. Tutunmayı takiben ekstrasellüler polisakkarit bir matriks hazırlanır ve bu da bakteriyi sarar. Bu biyofilm antibiyotiğin penetrasyonuna karşı bir bariyer oluşturur ve T lenfosit aktivasyonu, opsonizasyon, polimorfonükleer lökosit migrasyonu ve makrofaj fonksiyonu da dahil olmak üzere konakçı savunmalarını etkileyebilir.
Staphylococcus epidermidis’in slime producing (sümüksü madde üreten) suşları daha virülandır ve prostetik cihazı olan hastalarda hastalık yapıcı potansiyeli vardır. Bu tip bakterilerle enfekte olanlarda bakteriyolojik kür daha zordur. Bu biyofilmden serbestleşen bakteriler vücudun diğer bölümlerine de yayılabilirler.
Norepinefrin gibi katekolaminler, polistiren ve slikon üzerinde organizmanın büyümesini ve biyofilm oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Muhtemel mekanizmanın transferinden demir kazanımı olduğu düşünülebilir.

Staphylococcus epidermidis’in intersellüler adhezyona aracılık eden bir yüzey komponenti keşfedilmiştir: polisakkarit intersellüler adhezin (PİA), bir b-1,6-linked glikozaminoglikan’dır.